|
Blog Ekle
|
9’u 5 geçeye sahip çıkmak!

ATAMIZI SAYGI-ŞÜKRAN VE MİNNETLE ANIYORUZ...
BU GÜN BÜYÜK ÖNDER ATATÜRK'Ü ANMA PROGRAMLARI SIRASINDA, TV İZLERKEN, GAZETE OKURKEN GEÇMİŞE GİTTİM. ÖĞRETMENLERİMDEN BAŞKA İYİ BİR CUMHURİYETCİ OLAN,
ATATÜRK SEVGİSİNİ GERÇEK ANLAMDA ÇOCUKLARINA VEREN BABAMA TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİRİM...

Cengiz SEMERCİOĞLU'nun beni geçmişe götüren yazısını yoğun duygularla okudum ve paylaşmak istedim... Emeğinize sağlık Sn. SEMERCİOĞLU
 10 Kasım dendiğinde hep anneanemin bir fotoğrafı gelir gözümün önüne...
Beş vakit namazındaki anneannem saat tam 9’u 5 geçe pencerenin önüne geçer, hiç görmediğimiz kadar dimdik bir şekilde Ata’sına saygı duruşunda bulunurdu.
Aynı anda yanaklarından sicim gibi gözyaşı süzülürdü...
Bizim evde 10 Kasım’ların değişmez ritüeli buydu.
Sonraki yıllarda öğrendim o sabah okuduğu Yasin’i de, kıldığı namazı da Atatürk ve silah arkadaşlarının ruhuna gönderirmiş.
Anneannem Atatürk’e aşkla bağlı başörtülü bir Cumhuriyet kadınıydı...
Son yıllarda her şeyimiz gibi, dünya üzerinde koca bir ülkenin aynı anda ayağa kalktığı tek saygı duruşu olan 1 dakikalık bu anma da tavsamaya başladı, tartışılır oldu.
Yollarda araçlarından inip saygı duruşunda bulunanların sayısı her geçen gün azalıyor.
Hadi Atatürk düşmanlarını geçtim, bana en çok bu saygı duruşunu önemsemeyen modern Türkiye’nin çocuklarının vurdum duymazlığı koyuyor. 9’u 5 geçeye sahip çıkın.
Yolda durun, aracınızdan inin, dünyanın en şık saygı duruşunun önemini çocuklarınıza anlatın.
9’u 5 geçe önemlidir...
Neden sahip çıkmadım dediğinizde saat çok geç olabilir. Kaynak : Hürrriyet Gazetesi
|
Tarih: 18:09, 10.11.2009 Kategori: Yasam |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
GDO’lu diyet tarifleri
 Güncel ve çok önemli konu ancak bu kadar güzel anlatılır! kaleminize -emeğinize sağlık Sn. Yılmaz ÖZDİL

Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.
Şöyle...
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef. *
Ne verirlerse...
Onu yiyeceksiniz.
*
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.
*
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
*
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak? Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?Devamı için...
|
Tarih: 21:13, 6.11.2009 Kategori: Yasam |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
GÜNÜN ÇORBASI
Bu çorba'nın adı ne?
Domatesli Tavuk suyunda sebze çorbası mı?
Tavuk suyuna Şehriye çorbası mı?
adı değil! besleyici ve sağlıklı olması önemli...

Hava birden soğudu. Kış geldi. Bu mevsimde sürekli Grip sıkıntısı yaşanırken üstüne Domuz gribi salgını geldi! Beslenmede biraz daha dikkat ve kişiyi hastalıklara karşı dirençli tutacak yiyecekler düşünmek zorunlu oldu. Gazetede tavuk suyuna çorba'nın gripal durum için önleyici olacağını okuyunca işte bu gün pişirdiğim çorba; Malzemeler
4 adet Domates
1 adet Patates 1 adet Havuç 1-2 adet yeşil Biber Tel Şehriye 1 çay bardağı süt Tavuk suyu Tuz, Biber,pul Biber, Nane
Domatesleri yıkadıkan sonra dört parçaya ayırarark Rondodan geçiriniz çorba tenceresine alınız. Temizlenmiş yıkanmış patatesleri yarım cm lik küpler halinde doğrayınız, temizlenmiş havucu rendeleyiniz, Yeşil biberi ince ince kıyınız tencerede karıştırınız. İçine tavuk suyunu (tavuk suyu önceden kaynatılmış ve dondurucuda kullanılacak miktarda saklama kaplarında dondurulmuş olursa pratik kullanımda kolaylık sağlıyor) ilave ediniz. İsteğe göre tel şehriye ve süt ekleyiniz. Malzeme miktarına göre kaynatılmış su ile Tuz-biber-kuru nane ilave ediniz karıştırarak ateşte pişiriniz.
Afiyet olsun…
L.G.E
Not: Ateşte karıştırarak pişirme esnasında bir tatlı kaşığı un serpilebilir. İsteğe göre serviste Limon suyu ekleyiniz. |
Tarih: 12:25, 1.11.2009 Kategori: Yemek |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SOĞAN ve GRİP

Sevgili arkadaşlar,
bir kaç gündür gazetelerde sıkça okuduğum bir haberde Soğan ve
Grip ilişkisinden söz eden bir öykü var! Denemekte fayda var!
Sağlıklı günlere...
L.G.E
“GRİP” için bir “Eski zaman” öyküsü…
“1919 yılında, Dünyada 40.000 milyon kişinin “Grip” ten öldüğünde,
bir Doktor birçok çiftçiyi Griple mücadelede yardım amacıyla
ziyaret eder.
Birçok çiftçi ve ailesi Grip kapmıştır ve birçoğu ölürler.
Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır,
ziyaret ettiği bir çiftçi ve ailesi çok sağlıklıdır.
Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farklı ne yaptıklarını
sorar ve cevaben çiftçinin hanımı odaya, bir tabak içine
“soyulmamış” bir “SOĞAN” koyduklarını (muhtemelen diğer
odalarada) söyler.Doktor buna inanamaz ve bu “soğan” lardan
birini alarak Laboratuvarda Mikroskop altına koyarak inceler ve
“soğan” ın içinde “Grip” virüsünü görür.”Soğan” açıkça “Grip”
bakterisini absorbe etmiş, emmiştir ve bu sayede de aile sağlıklı
kalmıştır.
Evet, ben bu hikayeyi Kuaförümden duydum.O, bana yıllar önce
birçok çalışanının “Grip” olduğunu ve böylece müşterilerinin de
“Grip” kaptığını anlatmıştı.Gelen yılda o, dükkanına çukur bir tabak
içinde bir “SOĞAN” yerleştirir.Ve büyük bir sürpriz yaşar, o yıl
hiçbir personeli “Grip” olmamıştır.O işe yaramıştır…(hayır, şimdi o
sanıldığı gibi bir “soğan” işinde değildir)
Bu öyküden alınacak ders, bir miktar “soğan” almanız ve evinizin
çevresinde biryerlere yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için
onu deneyin.Biz geçen yıl onu denedik ve asla “Grip” olmadık.
Eğer o sizi ve sevdiklerinizi bu hastalıktan kurtarırsa ne güzel.Buna
rağmen şayet “Grip” olursanız, o daha yumuşak ve uysal geçebilir.
Bir miktar “SOĞAN” satın almaya vereceğiniz birkaç liradan başka
ne kaybedebilirsiniz? .. |
Tarih: 13:30, 26.10.2009 Kategori: Saglikli yasam |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|